Episode 168

168: @pinarkiilerich ile Danimarka'da bir Türk'ün hikâyesi

00:00:00
/
01:00:40

30 November 2025

1 hr 40 secs

Your Hosts
Special Guest

About this Episode

Bu bölümde Emin ve Ömer’e harika bir konuk eşlik ediyor: Pınar Kiilerich! Danimarka’da yaşayan ve Danca öğreten Pınar Kiilerich, sosyal medya hesaplarında paylaştığı öğretici ve eğlenceli içeriklerle büyük ilgi görüyor. Birlikte Danimarka’daki kültür şoklarını, Danimarka ve Türkiye'nin arasındaki farkları, günlük yaşamın güzelliklerini ve yurt dışında yaşamın perde arkasını konuştuk. Hem kahkahalarla dolu hem de ufuk açan bir sohbet oldu. Bu keyifli bölümü sakın kaçırmayın! Dinledikten sonra Pınar Hanım’ın paylaşımlarına göz atmak için instagram.com/pinarkiilerich adresini ziyaret etmeyi unutmayın.

Interactive Transcript and Vocab Helper

Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership

Show Notes

Transcript

Intro

Emin:
[0:11] Herkese merhaba. Easy Turkish Podcast'in yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Ben Emin. Bugünkü bölümümüzde her zamanki gibi Ömer'le beraberiz ama bu sefer yalnız değiliz. Bir konuğumuz var. Pınar Kiilerich de bugün bizimle. Pınar Hanım'ı Instagram'da görüyorduk. İçeriklerini de beğeniyoruz. Kendisi Danca öğretiyor ve Danimarka'daki hayatını bizlerle paylaşıyor. Pınar Hanım'la iletişime geçtik. Podcast'imizde konuğumuz olmasını istedik. O da sağ olsun kabul etti. Evet, nasılsınız Pınar Hanım?

Pınar:
[0:42] Teşekkür ediyorum. O zaman ben de şöyle bir giriş yapayım. Ben de sizinle tanıştığıma memnun oldum ve iyi ki ulaştınız. Ben de sizlerden haberdar olmuş oldum ve davetiniz için de teşekkür ediyorum. İyiyim, umarım sizler de iyisinizdir.

Emin:
[0:55] İyiyiz, teşekkür ederiz. Ömer, sen nasılsın?

Ömer:
[0:58] Ben de iyiyim, çok teşekkür ediyorum.

Emin:
[0:59] İkinizin ortak bir noktası var. Pınar Hanım, herhâlde Danimarka vatandaşı olma yolunda çok yakınsınız. Ya da oldunuz mu Pınar Hanım?

Pınar:
[1:06] Vallahi bütün yapmam gereken, üzerime düşen vazifeleri ben tamamladım. Gerisini onların vicdanına bıraktım diyorum. Uzun bir süreç, gerçekten çok zorlu bir süreç. Sonrasında bekleme kısmı çok uzun. Her şeyi tamamladım artık. Bekleme sürecindeyim diyeyim. Hani bir sıkıntı olmadığı takdirde herhâlde bir seneye falan pasaportumu elime almış olurum diye düşünüyorum.

Emin:
[1:29] Evet, Ömer de 5 yıllık Danimarka'dan Schengen vizesini almış birisi.

Ömer:
[1:34] Bir Danimarka aşığı.

Pınar:
[1:36] O zaman artık siz de buralı sayılırsınız. Çünkü herkese üç gün, bir hafta verdikleri bir dünyada beş yıl bayağı iddialı çünkü.

Ömer:
[1:44] Evet evet aynen. Bir tane arkadaşım var hatta İsveç'te o. Okuyor orada. İkamet izni var. Şimdi ikamet izni bitmiş. Uzatmak için yine bayağı sizin gibi prosedürlerden geçiyor. Çıkamıyor yurt dışına. Diyorum ki "Daha iyi vize." diyorum. Beş yıllık vize, oturma izninden.

Pınar:
[1:59] Doğru.

Emin:
[2:01] Ben de Kopenhag'da, Danimarka'da bulunmuş, sizin yanınızda sıradan birisi olarak...

Pınar:
[2:06] Estağfurullah. Bekleriz efendim. Buraya yolunuz düşerse her zaman kapımız açık diyelim.

Ömer:
[2:11] Çok teşekkür ederiz. Çok sağ olun.

Emin:
[2:13] Çok teşekkür ederiz.

Pınar:
[2:14] Rica ederim.

Pınar Kiilerich kimdir?

Emin:
[2:15] Şimdi gözlemlediğimiz kadarıyla dolu dolu bir hayatınız var. Şarkı söylüyorsunuz, çizim yapıyorsunuz, Danca öğretiyorsunuz. Biraz sizi tanıyabilir miyiz? Pınar Kiilerich kimdir?

Pınar:
[2:25] Tabii ama önce şöyle bir girizgâh yapayım. Dolu dolu hayatım var. Benim kendimle ilgili söyleyeceğim şöyle bir durum var ve bunu çok sık söylerim. Ben birçok şeyi iyi yapıyorum, birçok şeyi yapıyorum ama bir tanesinin en iyisi değilim. Yani dolayısıyla o çok fazla bölünmüşlük gerçekten benim hayatımın özeti gibi bir şey. Dolayısıyla çok fazla şey yapıyorum, hepsinde iyiyim diyebilirim. Ama hiçbirini "Bunun en iyisiyim, bu benim hayatımda ilk öncelik." diyebileceğim bir şey yok açıkçası. Çok fazla bölünen bir tipim, öyle söyleyeyim.

Pınar:
[3:00] Yaklaşık 8... Yani 8 yılı biraz aştı daha doğrusu, Danimarka'dayım. Normalde Adanalıyım. Böyle bir Viking ve Adana karması bir hayatım var. Siz düşünün artık nasıl bir şey olduğunu. Eşim Danimarkalı. O yüzden bir aşk sebebiyle buraya taşındım. 36 yaşındayım. Bir kızımız var 5 yaşında. İşim ne diye sorarsanız normalde aslında ben endüstriyel ürün tasarımcısıyım. Türkiye'de üniversitede onu okudum. Yüksek lisansımı yine aynı bölüm üzerine yaptım ama Türkiye'de biraz tasarımın geldiği, daha doğrusu gelemediği hâlden ötürü çok fazla yapmayı tercih etmediğim için uzun yıllar marka yönetimi ve pazarlama branşında çalıştım şirketlerde. Bir yandan tabii güzel sanatlar mezunuyuz. Serde çizmek, tasarlamak, bir şeyler yaratmak var. Dolayısıyla hep bu çizmek bir tarafta duruyordu. Hâlâ da duruyor.

Support Easy Turkish and get interactive transcripts and live vocabulary for all our episodes: easyturkish.fm/membership